15 Mayıs 2008 Perşembe

Poke Poka's Day at Victor Levi

Hayatında ilk defa blog yazısı yazan birinin;ilk yazısında çok özel biriyle yediği yemeği ve mekanı yazması kadar doğal birşey olmasa gerek... :)

En azından ben de öyle oldu ve ilk yazımda çok güzel bir bir şarap evini anlatmak istedim:)

İlginç bir hikayesi var Victor Levi Şarap Evinin. Aslında Gelibolu'lu sardunya tüccarı bir ailenin oğlu olan Victor Levi'i Bozcaada'daki kaliteli şaraplarla tanışıp, önce şarap tüccarlığı arkasından da Taksimdeki o meşhur şarap evini kurunca başlar hikaye...

Viktor Levi müşterilerine eski güzel bir konakta hizmet veriyor. İçeri girince yılların verdiği o ağır ama bir o kadar hoş hava karşılıyor sizi. Ben yine son dakikada rezervasyon yaptırınca (sabah 10:) ) konağın ikinci katında sağda taraftaki yarı acık Bahçe'yle kapalı alan arasındaki ufak masamızda yiyoruz yemeği....

14 Şubat'ın etkisi midir bilinmez ama restoranda boş masa olmamasına rağmen, garsonlar oldukça kibar ve yardım severler.... Ben ve sefgilim parmesan soslu biftek yemeği tercih ediyoruz yanında da tabi ki Yazgan öküz gözü şarap. Böylesi özel bir gece için başka bir şey düşünülemez tabiki...

Gerçekten usta bir aşçısı mı var yoksa ben karşımdaki duru güzelliğin büyüsüne mi kapıldım bilemem ama Victor Levi'nin parmesan soslu bifteği oldukça lezizdi. Şaraba gelince ben genelde öküz gözü boğazkere tercih etsem de Yazganın öküzgözü gerçekten gerek içim gerek tat olarak beklentilerimin oldukça üstündeydi ...

Özel yemekler için hoş bir alternatif Victor Levi, güler yüzlü personeli ve sıcak ve tarihi havaslıyla şehrin merkezinde romantik bir akşama geçirmek isteyenlerin favorileri arasında yer alacağına eminim...

NOT : Kadıkoydeki Victor Levi'nin ben de değişik bir yeri de vardır, aslında bir sene boyunca bir paralel sokağında oturup bir turlu gidememiştim. Bu yuzden ben puanlama yapamayacağım maalesef ....

6 Mayıs 2008 Salı

El Torito - Sultanahmet


Sultanahmet'e gidilir de neden köfteciye gidilmez, otantik yemekler yenmez de El Torito'da yemek yenir değil mi? Açlıktan...

Meksika yemeği çok severim. El Torita da Türkiye'de Meksika yemenin mümkün olduğu ender yerlerden biri. İlk şubesini Etiler'de açmış, ikincisini ise Nişantaşı'nda. Yani biraz daha üst sınıf müşteriyi hedefliyorlarmış. Sonra birkaç tane El Torito Express açarak (bir tanesi de Doğuş Power Center'da) bir "fast-food" zinciri haline gelmeyi başa
rmış. Sonuncusu ise Sultanahmet'e, eski Pierre Lotti kahvesinin yerine açılmış. Muhtemelen yabancı turistleri yakalamayı hedeflemiş; ki bizim yemek yediğimiz sırada bizden başka Türk müşteri yoktu. Başarmış mı? Evet. Abes mi? O da evet..

Bir kere garsonlar çok sevimli; bildiğimiz bıyıklı, esmer Türklerin İspanyol şapkaları takıp, zıplaya hoplaya "Mi casa es su casa" demeleri manasız, eğlenceli ve şaşırtıcı. Turistler için animatörlük yapılıyormuş gibi geliyor insana.. Mekana gelirsek; içerisi fazlaca geniş, karanlık, lüks ve atıl; dışarısı da tam tersine küçük. Plastik sandalyelerin üzerine oturmak sevimsiz. Sanki birinin arka bahçesinde menemen yiyecekmişsiniz gibi hissediyorsunuz kendinizi. Yemekler ise muh-te-şem. Harika bir burrito yedim.. Harikaa.. Ve çok da güzel bir margarita içtim. Hele o yemeklerin yanına koydukları mısır püresini nasıl yapıyorlar, öğrenmek için deliriyorum. Bir kase yerim herhalde oturup.

Çok açtım, çok mutluydum; acaba o nedenle mi bu kadar beğendim yemekleri emin değilim. Ama çok çok memnun kaldım. Tek sorun: Sultanahmet'te El Torito ne arıyor?? 10 üzerinden 7.

Sultanahmet El Torito'nun telefonu yok, o nedenle size Etiler ve El Torite Express'in iletişim bilgilerini verebiliyorum.

El Torito Etiler
Nispetiye Caddesi No.12 İSTANBUL
Tel : 0212 257 54 97 / 98 / 0212 265 24 26

El Torito Express
Tel : 0212 265 04 82 / 0212 265 04 83

http://www.eltorito.com.tr

9 Nisan 2008 Çarşamba

Beppe Pizzeria - Kadıköy Moda


Dışarıdan küçük tatlı bir havası olan esasında pizzada usta İtalyan restosu Beppe Pizzeria'ya gittim arkadaşlarımla. İtalyan mutfağına hayran biri olarak konu italyan yemekleri olunca inanılmaz seçici ve dikkatli oluyorum. Aslında sanırsınız ki insan beğendiği şeyi sonuna kadar sever; ancak yok hayır, ben aksine iyice didikliyorum.
Beppe hakkında iyi bir izlenimim vardı tüm bu detaycılığıma rağmen. Hatta Kadıköy'de lazanya yenebilecek nadide yerlerden biriydi. Ancak az önce bahsettiğim oraya olan ziyaretim sonucunda aynı düşünceyi savunamayacağım.
Gayet acıkmış bir şekilde iki arkadaşım ve ben Beppe'ye gittik. Öncelikle atmosferi çok güzel demeliyim. Masalar yeşil ve kırmızı damalı örtülerle kaplı, duvarlar koyu yeşil, bahçedeki masaların her birinin üzerinde birer ciltli cep şiir kitabı var. Ancak garsonlar hiç sevecen değil. Bir 'hoşgeldin' bile demeyerek menüler önümüze kondu. Tabii biz o kadar açtıkki bu bizim için pek önemli değildi o an; yine de güleryüz insanlarla karşılıklı iletişim gerektiren mesleklerde edinilmesi zorunlu bir özellik olmalı bence.
Bir arkadaşım 'extra rossa' isimli içinde neredeyse tüm malzemelerden olan bir pizza çeşidini, diğer arkadaşım krema soslu tortellini etti, ben de stromboli sipariş ettim. Bayağı uzun sürmesi gereken siparişlerimiz oldukça hızlı geldi.
Pizza biraz küçük olmakla beraber oldukça bol malzemeli ve lezzetliydi. Ayrıca menüden kesin bir tercihte bulunmak yerine kendi pizzanızı da yaratabiliyorsunuz Beppe'de, ki bence seçicilere göre önemli bir kriter bu bir pizzacı için.
Benim strombolim oldukça mükemmeldi. Stromboli içinde özel sosu, kıyması ve peyniri olan değişik bir hamurişi. Oldukça büyük ve inanılmaz lezzetli. Kendisi Beppe'ye özel bir tat ve bence tadılması da gerekli.
Krema soslu tortellini ise bir klasiktir. Oldukça sık yenir krema soslu makarna, doyurucu olur ve ağır da gelmez. Ancak siparişimiz bayağı küçüktü; strombolinin aksine. Tortelliniler güzel miydi bilemiyorum; çünkü kreması garipti. Bir kere tatlı bir kremaydı, krem şantiyi andırıyordu tadı ve tortelliniyle hiç iyi gitmemişti. Genelde makarna sosu olarak kullanılan krema tuzlu bir tada sahiptir, ne acıdır ne tatlı ne de ekşi.
Bunu garsona söyleyip "Bundan sonra ne olduğunu bilmediğimiz şeyleri yemememiz gerektiği" tavsiyesini alınca, tortellininin parasını ödemeden; ancak yine de bahşiş bırakarak oradan ayrıldık. Garip olan ise, kreması tatlı olmaması gerektiği için istemediğimizi söylediğimiz makarnayı direk önümüzden kaldırmaları ve parasını istemiş olmalarıydı, ki arkadaşım da makarnanın üzerine stromboli sipariş etmişti -evet gerçekten orayı terk etmeyecek kadar güzeldi stromboli- yine de bir özür bile dilemediler. Sadece bundan sonra bir tek evimizde yemek yiyeceğiz, özellikle de yapılışını izleyip her adımda sorular sorarak, yoksa onu beğenmeme hakkına sahip olamayız. Anlaşılan müşteriler memnun edilmek zorunda değiller.

Ancak ben yine de Beppe'ye gitmeye devam edeceğim; çünkü o stromboli yediğim en güzel şeylerden biriydi. Beppe Pizzeria'ya gidip bir güzel stromboli deneyip, hiç sesinizi çıkarmadan evinize dönerseniz, iyi vakit geçirmiş bir şekilde afiyetle doymuş olursunuz. :)

info@beppepizzeria.com
moda caddesi ferit tek sokak no:42/3
Moda - Kadıköy
İstanbul
TR
80600
0216 - 550 22 00
0216 - 550 22 08

24 Mart 2008 Pazartesi

Testi - Altunizade


İnsan bir süre yurtdışında kalınca en çok ülkesindeki yemekleri özlüyor sanırım. Kebapları, döneri , pideye tereyağı sürüp tulum peyniri ile yemeği. Onun için bu haftasonu Halil ile önceliğimiz "kebap yemek"ti. Biliyorsunuz haftasonları ailelerin hep beraber bir yerelere gidesi , yemek yiyesi gelir. Trafik bir ayrı sıkışır , restoranlarda yer bulamazsınız. En sevdiğim şey... Onun için benim önerim uzun bir süredir gitmediğim "Testi"ye gitmekti.

Testi Altunizade'de , Kapitol'ü geçince ışıklardan Koşuyolu'na giden sokağın üzerinde hemen ikinci kapı. Şehrin merkezinde olmasına rağmen koskoca bir bahçesi olan , tek katlı bir yapı. Otoparkı da oldukça geniş. Yazları bahçesi açık oluyor ; çardakların altında , yeşilliklerin içinde kebabınızı yiyebiliyorsunuz. Hava soğuk olduğunda ise içeriye geçiyorsunuz , daha çok bir dağ evini andıran dekorasyonu var Testi'nin, insanı yormuyor , neredeyse tüm masalar arka bahçeye bakıyor.

Garsonlar çok kibar , servisteyken elleri ayaklarına dolaşmıyor , etrafınızda da çok gezinmiyorlar. İçerisi de çok kalabalık değil.

Peki neler yedik?
Tabii ki önce pidelerimiz geldi , tereyağımız ve tulum penirimizi parmaklarımız ile yedik. Ardından gavurdağı söyledik ; ki biraz hezimete uğradım , bu kadar ufak bir tabakta beklemiyordum salatamızı. Sonra da kurutulmuş patlıcandan yapılmış dolmalarımız geldi. Hemen bitirdik tabii ki. Sanki biraz tuzu azdı ama Olsun. Daha sonra da ayranlarımız ile (hazır ayran değil , dikkatinizi çekerim) benim Beğendili Kebabım ile Halil'in Beyti Sarması geldi. Testi'nin beğendili kebabı oldukça ilginç ; kiremit bir kapta geliyor , dumanı tüten beytinin üzerine biberler ve kuzu şiş etler yerleştirilmiş. Beyti sarma ise 4 ayrı parça olarak geliyor , tek tek ufak şekilde kesilmiş halde değil yani. Yemeklerle birlikte parmaklarımızı yedikten sonra da bir Sıcak Dondurma aldık ki , kadayıfla sarılmış maraş dondurmasından hazırlanıyor. Başka yerlerde yediğimiz sıcak dondrumadan çok daha hafif ve farklı.

Fakat yemek yerken etrafımızda koşturan çocuklar beni deli etti. Bazı restoranlarda çocuklar için özel alan yaratılıyor , onların diğerlerinin (ve hatta kendi anne babalarının) keyiflerine limon sıkması engelleniyor. Ama Testi ufak bir mekan , onun için çocuklar ayağınızın altında. Yanlış anlamayın , herhalde benim kadar çocuk seven bir kişi daha yoktur ama çığlık atmaları , türlü şımarıklıklar yapmaları benim de canımı sıkıyor.

Fiyatlar ise fena değil.. Ne çok pahalı ne de çok ucuz..

Tüm bu nedenlerden ötürü Testi'ye 10 üzerinden 7 verebilirim. Biraz zorla ama olsun.


Testi Et ve Kebap Evi
Prof. F. Kerim. Gökay Cad. No:6 Altunizade İstanbul
Tel : 0216 474 46 60
http://www.testi.com.tr/

22 Mart 2008 Cumartesi

Sedir - Ortaköy

Üniversiteyi Ortaköy'de okudum. Deniz kenarında , muhteşem bir kampüsümüz vardı. Oturmaya doyamazdık. Fakat kampüsümüzün küçüklüğüne nispeten kalabalık bir üniversite olduğumuz için öğlenleri yemek yemekte zorlanırdım. Kantindeki sandviçler de çoğunlukla "hazır köfte,hazır nugget" gibi donmuş ürünlerden hazırlandığı için yedikten 5 dk sonra mideme otururdu. gerçekten acı çekerdim. Ben de öğle tatillerinde, Burcu ile Ortaköy'e kaçar ve yemek yerdim. Daha House Café yoktu , bilimum çayhaneler yada ondan bozma kafelerle kumpirciler vardı. Eh her zaman insanın canı Kumpir-Waffle istemiyor.. İşte o zamanlar Ortaköy'da açılan ve ilk şık ve samimi restoran olarak tanımlanabilecek Sedir bizim için kurtuluş kapısı olmuştu. Şimdi Gloria Jeans'den ötürü biraz küçülmüş olsa da Sedir , geçen haftaki ziyaretimden de farkettiğim üzere , hala çok güzel.

Sedir Ortaköy Meydanı'nda. Caminin hemen yanında , Gloria ile komşu , kahveleri geçince hemen solda. Aynalı , nostaljik bir kapısı var. Güzel havalarda bu kapının iki yanındaki sedirlerde veya 2 -3 kişilik yuvarlık masalarda oturuyorsunuz. Kimse sizi rahatsız etmiyor , bir yandan çay içip yemek yiyorsunuz bir yandan da boğazı seyrediyorsunuz. Soğuk havalarda ise içeriye geçiyorsunuz. İçerisi şaka gibi gerçekten. Sanki yaşlı, deli, entel komşu teyzenin evine gelmişsiniz gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Hey yerde artitsik posterler asılı ; İKSV , Biletix gibi kurmların etkinlk ajandalarına ulaşabiliyorsunuz. Bunun dışında da eski, antika herşey toplanmış , duvarlara asılmış , masanın üzerinde bırakılmış. İçeride en çok ilk kattaki büyük masayı seviyorum nedense , bir kere denizi görebiliyorsunuz , diğerlerinden izole oluyor ve istediğiniz gibi takılabiliyorsunuz.


Yemeklere gelince.. Menü çok kalabalık değil. Pahalı hiç değil. Salatalar , makarnalar , Sedir'e özel tostlar , birkaç et ve tavuk yemeği ile tatlılar var. İçecekler de naneli , meyveli limonatalar , ev yapımı soğuk çaylar.
Ben en son gidşimde meyve salatası yerken arkadaşım Pesto Soslu Hamburger yedi. Bir de tabii ki limonata içtik. Limonatamız biraz fazla "suluydu" sanki.. Limon tadını zor aldık. Ama üzerini süslendikleri yeşil elma dilimlerini parmaklarımızla birlikte yedik. Mevye salatasi haariikaydı. Bir de dondurma koymuşlardı ki üzerine tam bir yaz tatlısı. Uzun zamandır meyve salatsı görmüyordum menülerde , yiyince de çok mutlu oldum. Pesto Burger'e gelince , bol elma dilim patates ile bilrikte sunuyorlar hamburgeri. Tek sorun bu hamburgerin neden pide ekmeği arasında geldiğini anlamamam. Eskiden de yerdim ve bu soruyu kendi kendime sorardım. Garsonlar çok iyi niyetli ve yardımcılar. Bir dediğinizi iki etmiyorlar. Yemekler de çok hızlı geliyor. Tek sorun dediğim gibi hamburger ekmeği yerinde pide konması. Biraz eski günlerin hatrına biraz da sevimliğinden ötürü 10 üzerinden 8 verebilirm Sedir'e.

Sedir - Ortaköy
Mecideye Köprüsü Sok. No:16-18 Ortaköy Beşiktaş İstanbul

Tel : 0212 3279870

18 Mart 2008 Salı

Taksim Gezi Pastanesi - Gümüşsuyu Taksim

Son zamanlarda sabah işe erken gittiğimde, ya da öğlen yemeklerinde en sık uğradığım mekanlardan biri Taksim Gezi, bu nedenle ilk yazımda da onları eleştirmek istedim. Kahvaltıları porsiyonu küçük olmasına rağmen, gayet kaliteli ve doyurucu. Kahveleri ise bence çok güzel, ben geçtiğimiz gün içtiğim Café Latte'yi tam istediğim gibi buldum, sütü ne çok fazlaydı, ne de çok azdı. Süt tadından çok kahve tadı aldım, süt gerçekten de kahvenin tadını yumuşatmak için konmuştu. Özellikle Starbucks'ın kahve aromalı süt misali hazırladığı latte'sinden hoşlanmayanlar için güzel bir alternatif olabilir.

Dün öğlen yemeğinde, vejeteryan salata denedim. Daha önce Gezi'de hiç yemek yememiştim, doğrusunu söylemek gerekirse yemeği oldukça vasat buldum, servisi çok kaliteli ve hızlı, ancak salatadaki özensiz doğranmış domates ve soğuk haşlanmış kabaklar, gelişigüzel kesilmiş çiğ havuçlar pek de hoşuma gitmedi. Yemekle birlikte getirdikleri, zeytinyağı, ekmek ve krakerler çok başarılıydı.

Benim Gezi'ye gitmek isteyenler için önerim, yemek yerine çay-kahve ve pastane ürünlerini tercih etmeleri. Sanırım Gezi Pastanesi, adı üzerinde bir pastane olarak 4-4lük, ancak yemek anlamında ilk deneyimim beni oldukça üzdü. Umarım zamanla fikrim değişir.

Servisin hızı ve kalitesi, özellikle tuvaletlerinin temizliği ve yeri açısından Gezi 10 üzerinden 7'yi hakediyor. Bu 7nin 1 puanını kahve ve kruasanları sayesinde kazandılar. Kalan 6 puanın 5'ini de girişte bizi karşılayan enfes pasta ve kurabiyelere veriyorum :=)

Taksim Gezi Pastanesi
Taksim AKM Yanı
İnönü Cad. No:5 Kat:1 Taksim İstanbul
Tel : 0212 292 53 53

Pizza Pino - İçerenköy Carrefour


Alışveriş merkezlerinin "food-court"larında zorunlu olmadıkça, yemek yemeyi sevmiyorum. İçerenköy Carrefour da içimi açmayan yerlerden biri; yeni alışveriş merkezleri o kadar geniş , açık ve kaliteli ki sanırım Carrefour biraz "köhne" kalıyor. Pizza Pino'yu görünce denemek istedim. Cadde'deki , şimdi Starbuck's olan , Pizza Pino'da bolca anım vardı. Akşamları arkadaşlarla yemek yerdik canlı müzik eşliğinde. Hatta ilk italyan yediğim restoranlardan biridir. Birkaç kez de sanırım , Maslak Işık Üniversitesi'ndeki Işıkev'de yemişliğim vardır ; ve anlamamışımdır neden orada Pizza Pino olduğunu. Tıpkı İçerenköy Carrefour'da ne aradığını anlayamadığım gibi.

Bir de neden bu ismin seçildiğini hiç anlamam. Acaba Paris veya Londra'daki Pizza Pino ile aynı zincir midir , isim hakkını mı almışlardır , ismi kullanma izinleri var mıdır emin değilim.

Pizza Pino kendine ufak bir yer ayırmış , biraz karanlık olsa da şık mobilyalar ile döşenmiş. Ama ilk falso , sigarasız alan yok. Eh , alışveriş merkezlerinde belli alanlar dışında sigara içmek yasak olduğu için de herkes baca gibi. Benim gibileri de rahatsız ediyor tabii ki bu. İkinci falso ise bizim tam öğlen saatlerinde , etraftaki iş yerlerinde çalışanların yemek yedikleri anı bulmamız sanırım. İçerisi tıklım tıkış , ancak ufak bir masa bulabildik ki yan masayla nerdeyse salatalarından bir çatal alacak kadar yakındık.

Menü sade, çok kalabalık değil. Ben her zamanki gibi "quatto fromaggi" yemek niyetindeydim Cadde'deki anılarım nedeniyle. Ama menüde yoktu. Ben de "pizza queen" diye bir pizza seçtim ; mantarlı , salamlı , zeytinli birşeyler. Annem de pirzola vari birşeyler istedi , bir de ortaya sezar salata istedik.

Siparişi verdikten kısa bir süre sonra, restoranın yoğun olmasına rağmen yemek geldi. Hızlarına gerçekten de hayret ettim.

Önce salatamız geldi, iyi ki ana yemek olarak salata almamışız çünkü ufacıktı. Şöyle Kırıntı'da verilen dolu dolu , bitirelemeyen salatalarla uzaktan yakından alakası yoktu. Ama tadı harikaydı. Sonra benim pizzam geldi; orta boy büyüklüğünde, ince hamurlu , bol malzemeliydi. O kadar bol malzemeliydi ki mantarların bir kısmını ayırmak zorunda kaldım. Ben aslında daha büyük bir pizza bekliyordum , belki daha ince hamurlu ama oldukça doyurucuydu orta boyu da. Annemin yemeği ise oldukça tatminkardı. Her zaman benden iyi kararlar verir zaten.

Hesap çok kabarık gelmedi, kişi başı 15 milyona falan geliniyor eğer tatlı yenmez ve alkol alınmazsa (ki alkol var mı bilemiyorum).

Memnun kaldım mı? Pek değil.. Kalabalıktan , sigaradan.. Hayallerim yıkıldı. Sanmıştım ki Cadde'deki Pizza Pino'da yaşadıklarımı anımsayacağım.

10 üzerinden 5. O da bol bol.

Pizza Pino
İçerenköy Carrefour