Akdeniz Mutfağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akdeniz Mutfağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2008 Cumartesi

Sedir - Ortaköy

Üniversiteyi Ortaköy'de okudum. Deniz kenarında , muhteşem bir kampüsümüz vardı. Oturmaya doyamazdık. Fakat kampüsümüzün küçüklüğüne nispeten kalabalık bir üniversite olduğumuz için öğlenleri yemek yemekte zorlanırdım. Kantindeki sandviçler de çoğunlukla "hazır köfte,hazır nugget" gibi donmuş ürünlerden hazırlandığı için yedikten 5 dk sonra mideme otururdu. gerçekten acı çekerdim. Ben de öğle tatillerinde, Burcu ile Ortaköy'e kaçar ve yemek yerdim. Daha House Café yoktu , bilimum çayhaneler yada ondan bozma kafelerle kumpirciler vardı. Eh her zaman insanın canı Kumpir-Waffle istemiyor.. İşte o zamanlar Ortaköy'da açılan ve ilk şık ve samimi restoran olarak tanımlanabilecek Sedir bizim için kurtuluş kapısı olmuştu. Şimdi Gloria Jeans'den ötürü biraz küçülmüş olsa da Sedir , geçen haftaki ziyaretimden de farkettiğim üzere , hala çok güzel.

Sedir Ortaköy Meydanı'nda. Caminin hemen yanında , Gloria ile komşu , kahveleri geçince hemen solda. Aynalı , nostaljik bir kapısı var. Güzel havalarda bu kapının iki yanındaki sedirlerde veya 2 -3 kişilik yuvarlık masalarda oturuyorsunuz. Kimse sizi rahatsız etmiyor , bir yandan çay içip yemek yiyorsunuz bir yandan da boğazı seyrediyorsunuz. Soğuk havalarda ise içeriye geçiyorsunuz. İçerisi şaka gibi gerçekten. Sanki yaşlı, deli, entel komşu teyzenin evine gelmişsiniz gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Hey yerde artitsik posterler asılı ; İKSV , Biletix gibi kurmların etkinlk ajandalarına ulaşabiliyorsunuz. Bunun dışında da eski, antika herşey toplanmış , duvarlara asılmış , masanın üzerinde bırakılmış. İçeride en çok ilk kattaki büyük masayı seviyorum nedense , bir kere denizi görebiliyorsunuz , diğerlerinden izole oluyor ve istediğiniz gibi takılabiliyorsunuz.


Yemeklere gelince.. Menü çok kalabalık değil. Pahalı hiç değil. Salatalar , makarnalar , Sedir'e özel tostlar , birkaç et ve tavuk yemeği ile tatlılar var. İçecekler de naneli , meyveli limonatalar , ev yapımı soğuk çaylar.
Ben en son gidşimde meyve salatası yerken arkadaşım Pesto Soslu Hamburger yedi. Bir de tabii ki limonata içtik. Limonatamız biraz fazla "suluydu" sanki.. Limon tadını zor aldık. Ama üzerini süslendikleri yeşil elma dilimlerini parmaklarımızla birlikte yedik. Mevye salatasi haariikaydı. Bir de dondurma koymuşlardı ki üzerine tam bir yaz tatlısı. Uzun zamandır meyve salatsı görmüyordum menülerde , yiyince de çok mutlu oldum. Pesto Burger'e gelince , bol elma dilim patates ile bilrikte sunuyorlar hamburgeri. Tek sorun bu hamburgerin neden pide ekmeği arasında geldiğini anlamamam. Eskiden de yerdim ve bu soruyu kendi kendime sorardım. Garsonlar çok iyi niyetli ve yardımcılar. Bir dediğinizi iki etmiyorlar. Yemekler de çok hızlı geliyor. Tek sorun dediğim gibi hamburger ekmeği yerinde pide konması. Biraz eski günlerin hatrına biraz da sevimliğinden ötürü 10 üzerinden 8 verebilirm Sedir'e.

Sedir - Ortaköy
Mecideye Köprüsü Sok. No:16-18 Ortaköy Beşiktaş İstanbul

Tel : 0212 3279870

5 Mart 2008 Çarşamba

Biber Café Restaurant – Koşuyolu


Pazar günleri brunch’a gitmek bazen keyiften çok eziyet oluyor İstanbul’da. Aslında kahvaltımızı evde yapacaktık , ben poğaça ile Çengelköy’den simit getirecektim. Beyaz peynir , cherry domates , çay .. Ama işte şeytan dürttü yine , atladık arabaya , doğru Boğaz’a. Bir de akıllıyız ya “ Bu havada ne de güzel Rumeli Hisarı Kale’de kahvaltı edilir! ” dedik , birbirimizi gaza getirdik. Trafik Bebek’te başladı. Badi badi , tampon tampona ancak geldik Rumeli Hisarı’na. Beltur’un otoparkına park etmek için yeltendik , yer yok. Hatta bırakın yol kenarlarını , deniz kenarına yürüyüş için yapılan kaldırımların üzerine bile park etmiş arabalar. Hiçbir café’nin valesi almıyor arabayı.

Nevrim döndü , 2. köprüden tekrar karşıya geçtik.

Inatçıyım ya ; bu kadar trafik , sinir olmasına rağmen ben yine dışarıda kahvaltı edeceğim. Moda’ya gidelim dedik , miting varmış. Cadde’ye gidelim dedik , trafikten ürktüm. Aklıma bundan once hiç gitmediğimiz , ama önünden birçok kez geçip merak ettiğimiz Koşuyolu Biber’e gitmek geldi. Ne kadar da iyi etmişim..

Biber ufak bir café. Koşuyolundaki , bahçeli evlerden bir tanesini dekore etmişler. Sanki bir arkadaşınızın bahçeli evine gitmişsiniz gibi oluyor. Benim trafik sıkışıklığı sinirime oldukça iyi geldi. Hava da o sıcacık olduğu için bahçedeki boş bir masaya oturduk. Biberin ayrıca binanın arlasına bakan bir “ gizli kış bahesi ” bulunuyor , kapalı mekanda da masalar var. Sanıyorum toplamda 40 masa vardır , yani bir seferde 100 kişi kadar ağırlayabilmek mümkündür.

Menu çok kalabalık değil ; sade. Ama belli ki yemekler lezzetli. Şaraplar , et yemekleri çok güzel duruyor. Müşterilere Italyan – Akdeniz mutfağı sunuluyor ; tava yemekleri anında , taze taze yapılıyor. Fakat benim canım güzel bir menemen , ballı kaymaklı bir kahvaltı istiyordu. Hemen kendime menemen istedim , arkadaşım peynirli bir omlet sipariş etti , bir de ortaya kahvaltı tabağı istedik haşlanmış yumurtasını iptal ederek.

Yemeklerimiz siparişimizi verdikten hemen sonra geldi , nasıl bu kadar hızlı olduklarını anlayamadık. Menemenim iç gıcıklayıcıydı , taze ekmekleri banarak hapır hupur yedim hepsini. Tek sorun benim menemeni tavada yemeği sevmemdi ; benimki ise porselen tabakta , üzeri fesleğenlerle süslenmiş bir şekilde geldi. Bilemiyorum , bazıları bunu tercih edebilir. Ama ben parmaklarımı kullanmayı tercih ederim hep.

Garsonumuz bize karşı öylesine kibardı ki ne istediysek hemen yaptı , çay bardaklarımı hiç boş bırakmadı ; ekmeklerimiz bittikçe ekmek sepetini ağzına kadar doldurdu.

Hesap geldiğinde de oldukça şaşırdık , çünkü iki kişi deli dolu kahvaltı etmemize rağmen aşağı yukarı 20 YTL verdik.

Benim de tabii ki tüm sinirim geçti.

Biber’e 10 üzerinden sanıyorum 7 verebilirim. Samimiyeti ve sıcaklığı için…


Biber Café – Restaurant – Koşuyolu
Muhittin Üstündağ Caddesi No:75 Koşuyolu 34718 İstanbul
Tel : 0216 326 74 14

http://www.biber.com.tr/