kebap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kebap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2009 Pazar

Tavacı Recep Usta - Etiler

Birkaç sene önce Bostancı sahildeki Tavacı Recep Usta'ya gitmiştim bir arkadaşımın tavsiyesini dinleyerek. Ankara'da Recep Usta'da yemek yediğini, irmik helvasının üzerine olmadığını söylemişti. Biz de badi badi gitmiştik Recep Usta'ya 4 arkadaş. Elimize kitapçık kıvamında bir menü vermişlerdi, içinde hiçbir fiyat yazmayan. Sonra masayı donatmışlardı biz sormadan; fınık lahmacunlar, haşlanmış içli köfteler, çorbalar, mumbarlar, kuru patlıcan dolmalar.. Biz de sanmıştık ki bunların en azından bir kısmı "ikram".. Nerdeee.... 4 kişi o zamanın parası ile 250 liraya yakın bir para vermiş kalkmıştık içimiz acıyarak. Sonra kendi kendime yemin etmiştim bir daha gitmeyeceğim bu Recep Usta'ya diye. O lezzetlere rağmen bir daha hiç uğramamıştım..

Bundan bir sene kadar sonra ise hatırlıyorum televizyonda haberleri izlerken duymuştum, Bostancı Tavacı Recep Usta'da valeye verilen Range Rover Sport'u çalmışlardı. meğer valeler araba anahtarlaırnı arabaların lastiklerinin üzerine saklarlarmış, bunu da bilen hırsızlar jeep'i alıp gitmişler. Jeep'in sahibi kadın bağırıp çağırmıştı televizyonda, çok net hatırlıyorum. Recep Usta'da ödemişti parasını arabanın..Sonra da kapatmışlar oradaki şubelerini, herhalde istedikleri kadar kar edememiş şube.
Resim Ekle
Geçen haftalarda yine gidelim dedik Recep Usta'ya, ama bu sefer Etiler'dekine. Etiler'deki Recep Usta eski bir villanın restoran haline getirilmesi ile oluşturulmuş. Önünde büyükçe Böylece yeminimi de bozmamış oldum :) Gittiğimizde akşam saat 7 gibiydi, onun için içerisi pek dolu değildi. Buna rağmen bir 10 dakika kadar valenin gelmesini bekledik yolun kenarında. Meğer vale, teslim aldığı arabaları Levent içlerinde bir sokağa götürüyormuş, koştur koştur geldi sonunda.

İçeriye girdik, giriş katında güzel bir ocakbaşı vardı; fakat biz cam kenarnda bir masaya oturduk. Oldukça güler yüzlü bir gason geldi yanımıza, menüyü verdi, sonra da menü ile ilgili akıl verdi. Menüdeki bazı yemeklerin 2 kişilik, bazılarının ise daha çok olduğunu öğrendik Demekki daha kalabalık gelmek gerekiyormuş Recep Usta'ya. Önden birer içli köfte, birer patlıcan domai birer fındık lahmacun yedik kendimizi tutamayarak. Bir koca lavaş geldi tereyağı ile yememiz için hiç zaman kaybetmeden. Sonra ayranlarımız, bakır maşrapada, içinde ayranı içmek için kepçesiyle. Köpüklü yayık ayranı. Tadı hala damağımda. Sonra da ana yemeklerimiz; bana bir kuzu tava, Halil'e de incik haşlama. Bir et bu kadar mı tatlı olur, bu kadar mı pamuk gibi ağızda dağılır. Ne desem boş...En son da çaylarımızla irmik helvamız geldi yanında maraş dondurmasıyla. Anlatmak mümkün değil...Ödediğimiz fatura da, eskiden canımı yakan faturakadar çok değildi. Makuldü yani kebapların fiyatları.

Eğer Recep Usta'ya gitmek istiyorsanız, öncelikle tok gitmeyin, uzun saatler orada geçirmeyi göze alın; uzun uzun yemesi ayrı bir tatlı oluyor. Dahası haftasonları ünlü simaları görmeye hazır olun; çünkü Recep Usta'nın dediğine göre "sosyete"den bolca arkadaşı varmış..

Nispetiye Caddesi Lavinya Sokak No:2 Levent İstanbul
0212 280 04 24
http://www.tavacirecepusta.com/

22 Kasım 2008 Cumartesi

Ziya Şark Sofrası - Kavacık

Şimdi farkettim de ailecek ayda en az bir kez canımız kebap isteyince gittiğimiz, yemeklerine de bayıldığımız Ziya'dan bahsetmemişim size.

Ziya Şark Sofrası'nın biri Bolu'da olmak üzere toplam 8 şubesi var. Bir kez Fatih'teki şubesi'ne gittim, zaten oraya gidişimden bir sene falan sonra Kavacık'ta bir şube açtılar. Sanırım biliyorsunuz, Beykoz'da oturduğum için yolumun üstü. Eh.. Etrafımızda pek de öyle fazla kebapçı yok, sokak arası dürümcüleri (ki yakında bir tanesini daha yazacağım size, Adana dürümleri harika olan Kuzucu'yu :) ) ve "take away" olanları saymazsak. Birkaç sene önce, Tike eve servis için kurduğu zincir olan Zurna'nın bir şubesini de, sanıyorum Kavacık'ta bolca iş merkezi olduğu için, buraya açmıştı. Fakat iki tane plastik sandalyede oturulduğu için Zurna'ya hiç gitmedim, sipariş de vermedim.

Ziya Şark'tan bahsetmem gerekirse, Kavacık'ın merkezinde, bir plazanın en alt katında, önünde otoparkı olan, tek katlı (bir deyazın bahçeden bozma terasa kaçma bir yeri var) bir mekan. İçerisi öyle ahım şahım geniş deil,
zaten şimdiye kadar hiç tıklım tıkış dolu olduğunu görmedim. Tipik bir kebapçı anlayacağınız. Menüsü Sahan kadar geniş değil.. Fakat bunun eksi olmasından çok bir artı yön olduğunu düşünüyorum; çünkü Sahan'a gittiğinizde ne yiyeceğinizden emin olamıyorsunuz. Ama burada Türk (Urfa) mutfağının belli başlı ve en güzel kebaplarını menüye almışlar, hepsini de en güzel şekilde yapıyorlar (wallahi denedim) . Ama benim favorim, herkesin öyle güzel yapamadığı, kuzu şişten Ali Nazik. İçli köftesi bildiğiniz kızartma (ki tadından yenmez), çiğköftesi çok güzeldir, lahmacunları ise kıtır kıtır. Tek sorun yaptıkları iskenderin kebap kıymasından olmasıdır; ki onu da hiçbir saman müşterileri tavsiye etmezler, ısrar edilmedikçe de getirmezler. Yani asıl işlerinin kebap olduğunu pek de güzel bilirler.

Garsonlar sevimli, sizinle sohbet eden, ama sohbet ederken işin dozunu kaçırmayan çalışkan çocuklar. Beni her gördüklerimi hatrımı sorarlar, canla başla etrafımda dönerler.

Mekanda ilginç olan bir konu ise, mutfağın görünür ve açık olmasıdır. Bazen eve servis yapan elemanların bu mutfağa girdikleri görüp kızıyorum, ama en azından ne olup bittiğini; soğanların nasıl doğrandığını, lahmacunun fırına nasıl atıldığını gördüğüm için memnunum; arkamdan iş çevirmiyorlar gibi hissediyorum. :)

Bence herhangi bir Ziya'yı bir deneyin.. :))

Adres:
Mihrabat Cad. Yetimoğlu İş Merkezi No:264 Kavacık Beykoz / İstanbul
Telefon: +90 216 425 56 05
(http://www.ziyasark.com.tr/subeler/detay/7)

30 Eylül 2008 Salı

Çiya - Kadıköy Çarşı

Ben ki kebaptan anlarım, Çiya benim bile ligimin çok üstünde bana kalırsa..

Sanıyorum geçen kıştı, Halil'in iş arkadaşları ile gitmiştik ilk kez Çiya'ya. Bana bir tuhaf gelmişti Kadıköy Çarşısı'Nın içinde bir "lokantaya" gitmek ama, anlaşılan lokanta değilmiş gittiğimiz yer.
Çarşının içinde birden çok restoranı var Çiya'nın; bir tanesi ev yemeği yapıyor, diğer ikisi ise kebap işi ile ilgileniyor. Bizim gititğimiz iki katlı bir kebap salonuydu; girişte içli köfte, minik pideler, sıcak aperatiflerin bulunduğu bir büfenin yanında salata büfesi bulunuyor. Fakat yanlış anlamayın; öyle Pizza Hut'ta yediğiniz salatalardan değil; zeytinyağlı patlıcan dolmasından börülceye kadar birçok meze ve zeytinyağlı bulunuyor. seyretmek ile şölen gibi.

Benim canım bu büfedeki şeyleri deliler gibi denemek istediği için ben sadece çöp şiş siparişi verdim; Halil ise abugannuş istedi. Ve hemen alt kata inip mezelerden tabağıma doldurmaya koyuldum. Yoğurtlu Patlıcan, Kürt Köftesi, Zahter, Avrat Salatası, Murç, Dolma, Kör Köfte, Mahammara gibi bilimum antep (sanıyorum) mutfağının örneklerini tabağıma doldurdum. Kör Köfte inanılmaz değişikti, Zahter de. Neyse.. herşeyden birer tatlı kaşığı aldığım için sorun olmadı.. :) Bunun dışında birer fındık lahmacun (olmazsa olmaz), peynirli pide aldık oburluğumuza doymadığımız için.

Yemeğimizi ellerimizle yedikten sonra hesabı alana kadar ise garson bize, denememiz için iki şey bardak elma ve böğürtlen şerbeti getirdi. Hiç bilmediğim bu tadları denemek gerçekten de harikaydı.

Garsonların ilgisi, yayık ayranının tadı, kebapların acısının kıvamı ve mezelerin muhteşemliği ise beni benden aldı.

Gerçek bir kebap deneyimi yaşamak ve bunu da pahalı görünen ama aslında fabrikasyon iş yapan kebapçılarda aramak istemiyorsanız, bence bir yolunu bulun ve Kadıköy Çarşı'ya gidip Çiya'da yemek yiyin. Eminim beni anlayacaksınız.

www.ciya.com.tr (Web sitesi kesinlikle ziyaret edilmeli.Tam bir kültür bomardımanı yaşacaksınız)

Çiya Kebap

Caferağa Mah. Güneşlibahçe Sk. 48/B Kadıköy - İstanbul
Tel: (216) 336 30 13 - Faks: (216) 349 19 02

Çiya Kebap 2

Caferağa Mah. Güneşlibahçe Sk. No: 44 Kadıköy - İstanbul
Tel: (216) 418 51 15 - Faks: (216) 349 19 02

Çiya Sofrası

Caferağa Mah. Güneşlibahçe Sk. No:43 Kadıköy - İstanbul
Tel: (216) 330 31 90 - Faks: (216) 349 19 02

24 Mart 2008 Pazartesi

Testi - Altunizade


İnsan bir süre yurtdışında kalınca en çok ülkesindeki yemekleri özlüyor sanırım. Kebapları, döneri , pideye tereyağı sürüp tulum peyniri ile yemeği. Onun için bu haftasonu Halil ile önceliğimiz "kebap yemek"ti. Biliyorsunuz haftasonları ailelerin hep beraber bir yerelere gidesi , yemek yiyesi gelir. Trafik bir ayrı sıkışır , restoranlarda yer bulamazsınız. En sevdiğim şey... Onun için benim önerim uzun bir süredir gitmediğim "Testi"ye gitmekti.

Testi Altunizade'de , Kapitol'ü geçince ışıklardan Koşuyolu'na giden sokağın üzerinde hemen ikinci kapı. Şehrin merkezinde olmasına rağmen koskoca bir bahçesi olan , tek katlı bir yapı. Otoparkı da oldukça geniş. Yazları bahçesi açık oluyor ; çardakların altında , yeşilliklerin içinde kebabınızı yiyebiliyorsunuz. Hava soğuk olduğunda ise içeriye geçiyorsunuz , daha çok bir dağ evini andıran dekorasyonu var Testi'nin, insanı yormuyor , neredeyse tüm masalar arka bahçeye bakıyor.

Garsonlar çok kibar , servisteyken elleri ayaklarına dolaşmıyor , etrafınızda da çok gezinmiyorlar. İçerisi de çok kalabalık değil.

Peki neler yedik?
Tabii ki önce pidelerimiz geldi , tereyağımız ve tulum penirimizi parmaklarımız ile yedik. Ardından gavurdağı söyledik ; ki biraz hezimete uğradım , bu kadar ufak bir tabakta beklemiyordum salatamızı. Sonra da kurutulmuş patlıcandan yapılmış dolmalarımız geldi. Hemen bitirdik tabii ki. Sanki biraz tuzu azdı ama Olsun. Daha sonra da ayranlarımız ile (hazır ayran değil , dikkatinizi çekerim) benim Beğendili Kebabım ile Halil'in Beyti Sarması geldi. Testi'nin beğendili kebabı oldukça ilginç ; kiremit bir kapta geliyor , dumanı tüten beytinin üzerine biberler ve kuzu şiş etler yerleştirilmiş. Beyti sarma ise 4 ayrı parça olarak geliyor , tek tek ufak şekilde kesilmiş halde değil yani. Yemeklerle birlikte parmaklarımızı yedikten sonra da bir Sıcak Dondurma aldık ki , kadayıfla sarılmış maraş dondurmasından hazırlanıyor. Başka yerlerde yediğimiz sıcak dondrumadan çok daha hafif ve farklı.

Fakat yemek yerken etrafımızda koşturan çocuklar beni deli etti. Bazı restoranlarda çocuklar için özel alan yaratılıyor , onların diğerlerinin (ve hatta kendi anne babalarının) keyiflerine limon sıkması engelleniyor. Ama Testi ufak bir mekan , onun için çocuklar ayağınızın altında. Yanlış anlamayın , herhalde benim kadar çocuk seven bir kişi daha yoktur ama çığlık atmaları , türlü şımarıklıklar yapmaları benim de canımı sıkıyor.

Fiyatlar ise fena değil.. Ne çok pahalı ne de çok ucuz..

Tüm bu nedenlerden ötürü Testi'ye 10 üzerinden 7 verebilirim. Biraz zorla ama olsun.


Testi Et ve Kebap Evi
Prof. F. Kerim. Gökay Cad. No:6 Altunizade İstanbul
Tel : 0216 474 46 60
http://www.testi.com.tr/

25 Şubat 2008 Pazartesi

Sahan Vega - Ataşehir


Nedense ailecek toplanıp yemek yiyecek olsak bir kebapçıya gidiyoruz. Çoğunlukla da evimize yakın olduğu için Kavacık “Ziya”ya. Ama bu sefer annem bizi Sahan’a gitmeye

ikna etti. Birkaç aydır kebap yemediğim için benim de hoşuma gitti bu fikir.

İçerenköy’deki Sahan çoğumuzun da bildiği gibi Ataşehir Trio’nun karşısında. Tem’den ulaşımı çok kolay , Küçükbakkalköy çıkışını almak yeterli. E5’ten gelinirse de Ataşehirden Trio yönüne dümdüz gidilirse solda kalıyor. Sanıyorum Anadolu yakasının en büyük restoranlarından biri Sahan Vega. Kapasitesi de 1500 kişi kadar. O nedenle de tıkış tepiş olunan bir mekan değil. Geniş masalarda toplantılar düzenlemek mümkün. Bir de dekorasyon otellerin restoran katını andırmasa tam olacak.

Girişte vale hizmeti sizi karşılıyor. İşlerinde oldukça titiz olmalılar ki (?) birden fazla vale arabanızı sadece üç adım ötedeki otoparka parketmek için yarışıyor. Ben oldum olası arabamı kendim parketmeyi tercih etmişimdir. Ne me lazım! Hele hele otopark görevlilerinin arabalarla nasıl da yakından ilgilendiklerine (!) birkaç kez şahit olduktan sonra..

Otoparka gelince farkettim ki oto yıkama var. Arabam , yeni kalkan kardan ötürü kir pas içinde olduğu için çok hoşuma gitti bu hizmet. Yıkayıcı çocuğa detaylıca anlattım arabamın içinde nereye meyvesuyu döktüğümü , icetea kutularımı çöpe atması gerektiğini. Titiz davrandım çünkü hizmetin ücretli olduğunu düşünüyordum.

Binanın içine girdiğim an beni üç genç kız karşıladı. İşletmenin konuk karşılama konusundaki titizliği (!) de ortadaydı. Bu üç kızdan biri beni annemlerin oturduğu cam kenarındaki masaya kadar kibarca getirdi.

Tabi hemen etrafımızda garsonlar belirdi. Bir masaya bir değil beş garson bakıyor gibiydi. Restoran çok kalabalık değildi ama belli ki cuma gecesi için oldukça ha.zırlık yapılmıştı.

Garsonlardan bir tanesi allahtan atak davrandı da menüleri getirdi. Antep mutfağının birbirinden leziz yemeklerinin sunulduğu menülere ağzım sulanarak bakakaldım. Öncelikle tüm masa için entrée’leri seçtim : fındık lahmacun , içli köfte ve gavurdağı. Bunları beklerken hemen tereyağı ve tulum peyniri , yanında da sıcak pidelerimiz geldi. Ben böylesi bir serviste tereyağının gerçek tereyağı olmasını , tulum peynirinin cevizlerle süslenmesini beklerim. Sonuçta Sahan’dayız değil mi? Ama nedense bir parça domatesli margarin ile sade tulum peyniri geldi önümüze. Hemen sonra da gavurdağı. En sevdiğim salata. Sanırm Sahan’dan daha güzel gavurdağı yapan bir yer bilmiyorum. Salata tüm bu eksikleri unutturdu. Ardından lahmacunlar geldi. Ve de içli köfte. Hepsi birbirinden lezizdi.

Ve biz beklemeye başladık. Bir dakika .. beş dakika. Etrafımızda dolanan garsonların aklına menüyü tekrar vermek ve ana yemek seçmemizi beklemek gelmiyordu. Garsonları uyarmak zorunda kaldım tabii ki. Açlıktan ölüyordum. Önden bir şiveydiz çorbası , ardından alinazik , abugannuş , küşleme istedik.

Ve yine beklediikk.. bekledik.. Beklerken etrafa bakınma fırsatı buldum. Sanıyorum Sahan’ın cuma gecesi müşteri profilinden çok uzaktaydık. Etrafta kelli felli adamlar , belli ki patronlar , iş çıkışı eşlerini evde bırakarak stres atmak adına kebap yemeğe çıkmışlardı.

Yemekler geldiğinde yine bir karışıklık oldu. O beş garsonun beşinin de elleri karıştı. Yemekler gümüş kapaklarla kapalı olduğundan önümüze yemeği koyduktan sonra kapağı açtıklarında herkes bir “bu mu abugannuş” gibisinden bir şok yaşıyordu. Garsonlar da şaşkındı. Üçüncü seferde alinazikimi önüme koyabildiler. Tabii porsiyonlar başta ufacık göründü gözümüze , “nasıl doyacağız bunlarla” dercesine üzgün üzgün bakındık. Yarım saat sonra yemekler bitince tatlı yemek için çok az yerimiz kalmıştı. Bize ufacık görünen o porsiyonlar aslında oldukça doyurucuydu. Ama gözüm hala ceviz tatlılarındaydı.

Ceviz tatlısı çok meşakkatle yapılan bir tatlıdır. Çok da değerlidir. Zar zor soyulup uzun zaman kireçte bekletilen cevizleri yemek muhteşemdir. Dört cevizden oluşan bir porsiyonu bol kaymakla yedim. Hem de tavşan kanı bir bardak çay ile.

Ne hikmetse hızla gelen hesabı ödeyip masadan kalkıp da otoparka gittiğimde arabamın içinin temizlenmemiş olduğunu gördüm. İcetea kutularım bile yerde duruyordu. Sadece dışı şöyle bir yıkanmıştı. Tabii ki hizmetin ücretsiz olduğunu anladım. Ufak bir bahşiş verdikten sonra valelerin arasından zar zor geçerek evime yola koyuldum.

Sahan’a kaç mı veririm? Herhalde 10 üzerinden 8. Gereksiz yere eleman kalabalığı yapıp o kadar elemanı doğru şekilde değerlendiremedikleri için sanırm. Çünkü yemekler harikayydıı...

Sahan Vega
Barbaros Mah. Halk Cad. No:12 Kadıköy
Tel : 0
216 315 36 36

http://www.sahan.com/