Feneryolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Feneryolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2008 Pazar

Adana Asmaaltı Kebapçısı - Feneryolu

Adana'ya gitmedim. Annemin anlattığına göre her yer kebapçı, pastane, künefeciymiş. Adanalı arkadaşlarımdan bilirim; onlar için etsiz yemek olmaz. Sabahları ciğer yerler. Allah'tan Adanalı değilim, yoksa heralde 150 kilo birşey olurdum yemek yemekten.

Çocukluğum Feneryolu'nda geçti, belki de önceden söylemişimdir. Güzel bir mahallede; komşularla, esnafla muhabbet içinde büyüdüm.

İşte Adana Asmaaltı o zamanlardan damağımda kalan bir taddır. Pek gidemesek de çok tutturduğumda annemin adana dürüm getirttiğini hatırlarım eve, ki o zamanlar öyle her yerde adana dürüm yemek gibi bir adet de yoktu.

Arabadaydık, ben de saçma sapan sinirlenmiş, kalp kırmıştım. Moralim de biraz bozuktu. Herkes açlıktan ölüyordu. Halil "adana istedi canım" diyince, aklımda şimşekler çaktı, Asmaaltı'nı özlediğimi farkettim.

Bilemiyorum bir asma mı vardı önceden kebapçının bulunduğu yerde, yoksa bu ismi başka bir kebapçıdan mı arakladılar ama, Asmaaltı Kebapçı'sı, mahalle arasında, Bağdat Caddesi Feneryolu ışıklardan girince, Özgürlük Parkı'nı geçince hemen sağda, bir apartmanın altında. Klasik bir mahalle kebapçısından farksız, güneşlikleri yeşil-beyaz çizgili bir kebapçı. Dışarıdaki koltukları beyaz plastikten, lalettayn. Ama içerisi insanı şaşırtıyor. Mobilyalar, masalar güzel. Her yer tertemiz. Duvarlarda Asmaaltı'nın ne kadar eski, bilinen bir yer olduğuna dair gazete kupürleri, ünlerle çekilmiş fotoğraflar..

Siz oturduğunuzda menü gelmeden ezma salatası, sumaklı beyaz soğan, maydanoz, roka, lavaş, ince ince kesilmiş kırmızı turplar gelir. Taptaze.. Menü çok kalabalık değildir; lahmacun, adana-urfa kebaplar, çöpşiş, içli köfte, çiğköfte gibi ara yemekler elle yazılmıştır. Adana yemeden olmaz, çöpşişinin eline su dökülemez.

Ben bir porsiyon çöpşiş, Halil ve Aydın da adana istediler. Birer içli köfte, birer de lahmacun istedik. Bir de sürahi ile ayran. Biraz onların yemeklerinden tırtıkladım, biraz çöpşişleri lavaş arasında dürüm yaptım. Yemekleri yorumlamam mümkün değil, parmaklarımı da yemek üzereydim neredeyse. O kadar güzeldi.. İçli köfte ise, çok yerle bulamayacağımız haşlama usulüydü. Bir lokmada yutmalık.. :) Tuhaf olan 20 senedir (ki daha eskisi de var, benim bilmediğim) aynı tad, domates aynı domates, etler aynı, ayranın kıvamı bile aynı.

Garsonlar sevimli, kebapçı garsonu.. Ne bir eksik ne bir fazla..

Bu sebepten, eğer ki gerçekten güzel ve hakiki Adanalı bir adana yemek isterseniz, dışarıdan nasıl göründüğüne bakmadan Asmaaltı'na gidin, gerçekten de çok beğeneceksiniz.

Adana Asmaaltı Kebapçısı
Mustafa Mazharbey Cad. Elmas Apt. No:18/A Göztepe
0216 567 48 10
0216 567 46 57

1 Mart 2008 Cumartesi

Saray Muhallebicisi – Feneryolu

Niyazibey’de iskender yemeği severdim. Üzerinde “herse”li kebabın yanına yoğurdu koyduklarında ağzım sulanırdı.

Bir gün bir baktım Niyazibey’in yerinde yeller esiyor.

Kısa süre sonra inşaat başladı , anladık ki yerine Saray Muhallebicisi açılacak. Üzüldüm mü sevindim mi bilemiyorum ; ama nedense önyargı ile yaklaştım. Hele bir de Suadiye’deki Han’ın yerine de Saray inşaa edileceğini görünce.

Ama yanılmışım..

Saray Feneryolu , her ne kadar adından Feneryolu’ndaymış gibi anlaşılsa da 18 Mart’da. Eski Niyazibey’in yerinde. Karşısında ise yine aynı zamanlarda inşa edilmiş Starbuck’s var. Birçok Saray’dan daha farklı dekore edilmiş , sanıyorum en çok Suadiye’deki Saray’la benzeşiyor. Yönetim de anladığım kadarıyla tüm Saray’ları birbirine benzer kaliteye çekmeye karar vermiş , birçoğunuzun bildiği gibi İstiklal Caddesi’ndeki Saray da inşaa halinde. Içerisi ferah , tertemiz , koltuklar şık , dört taraf cam ile kaplı. Oturduğunuzda bir yandan mutfağı , tatlıların bulunduğu vitrini ağzınız sulanarak izleyebiliyorsunuz ; bir yandan da caddeden gelene geçene bakabiliyorsunuz.

Saray’ın menüsü her zamanki gibi , sade ama lezzetli. Tadların tanıdık olduğu resimlerinden kolayca anlaşılıyor. Tavuk suyuna çorba , su böreği , pilav üstü döner , tavuklu pilav ve tüm tatlılar belli ki eski tadına..

Ben tabii ki önden bir mercimek çorbası , sonrasında limona ve pide döner , ardından da su muhallebisi yedim. Birlikte gittiğim arkadaşlarım ise iskender , pilavüstü döner , su böreği , ekmek kadayıfı , tavuklu pilav ve tavuk çorbasını denediler. Herkes , tıpkı benim gibi yemeklerden (ve fiyatlardan) çok memnundu.

Sanıyorum tek sorun , son dönemlerde birçok restoranda karşılaştığım “ortalıkta fazlaaca gezinen garsonlar”dı. Siparişi bir garson alıyor , tabakları başka biri getiriyor , bitmişleri başkası topluyor , çayımı başkası tazeliyor , hesabı istemeyecek olduğumda ise hiçbir garson yüzüme bile bakmıyordu.

Saray Muhallebicisi artık halkın muhallebicisi olmaktan çok “kaliteli ve nostaljik” olmayı hedeflemiş anlaşılan. Kanyon’da şube açmaları , eski şubelerinin içini yeniden dekore etmeleri ve Cadde’ye taşınmaları bunu gösteriyor. Haftaiçi de haftasonu olduğu kadar yoğun olması da şüphesiz , halkın bu değişimden memnun olduğunun göstergesi.

Ben sanıyorum Saray’a 10 üzerinden 7 verebilirim. Samimiyeti , nostaljisi ve tadı ile. Fakat garsonların profesyonellikten uzak oluşu bu not hakkında bir kez daha düşünmeme sebep olabilir.

Saray Muhallebicisi – Feneryolu
Cemiz Topuzlu Cad. No : 10 Çiftehavuzlar İstanbul
Tel : 0216 356 45 45

http://www.saraymuhallebicisi.com/